1 Haziran 2018 Cuma

Erik Suyu Konservesi Nasıl Yapılır?

Erik Suyu Konservesi Nasıl Yapılır?


Erik Suyu Konservesi Nasıl Yapılır?
Bu gün sizin karşınıza zamanı yaklaşan erik suyu konservesiyle geldim. Benim, bizde bol olduğu için erik konservesi olarak anlattığım tarifi, siz kara üzüm, dut, vişne, şeftali ve kayısıyla da uygulayabilirsiniz. Ancak bu tarifi vermeden önce, bir anımdan bahsetmek istiyorum.

2010 yılı Ağustos ayıydı. Solmaz Teyze'ler bir kaç gün geçirmek üzere bize gelmişlerdi. Solmaz Teyze'yle pek güzel anlaşıyorduk. Onun anlatacak, benimse öğrenecek çok şeyim vardı. Bir sohbet, bir sohbet, pek neşeli zaman geçiriyorduk.

İlk sabah uyandığımızda Solmaz Teyze ve Zeki Amca'yı evde bulamadık. Merak edip biraz da telaşlandık. Evin önüne arkasına bakalım derken, bir baktık, bahçeden yukarıya doğru geliyorlar. Erkenden uyanmış, kuş cıvıltılarını dinlemiş, biraz da bahçeyi gezelim demişler. Nüktedan Solmaz Teyze bizim onları aradığımızı farkedince o şen kahkahasını patlatmış, "Bizi arıyorsunuz değil mi? Zeki Amca'nla ben evden kaçtık." demişti. Ben onları nasıl ağırlarım diye düşünürken, onların kendi neşelerini bu şekilde bulmaları çok hoşuma gitmişti.

Daha sonra bir ara Solmaz Teyze'yle ikimizin bahçeye çıktığımız bir ara, yere dökülen elmaları göstemiş, "Ah Sema'cığım, bu meyveleri niye ziyan ediyorsunuz? Almanlar ağaçtan düşen bir elmayı bile yitirmezler. Çürüklerini bile toplar, değerlendirirler. Çünkü onlar savaş ve yokluk görmüşlerdir. Her şeyin değerini bilirler. Ben Alman Hanımları kadar becerikli ve israftan kaçınan kişiler görmedim. Bu onlarda hiç ayıp değildir." demişti. Tabii onun bahsettiği Almanya, 1960'ların Almanya'sı. Üzerinden yarım asırdan fazla zaman geçmiş. O zamanlarda Türkiye koşulları nasıldı bilemiyorum. Ama elimizdekilerin değerini daha iyi biliyor olduğumuzu düşünüyorum. Çünkü annelerimiz de Solmaz Teyze'nin anlattığı gibi, becerikli ve tutumlu hanımlardı.

Solmaz Teyze'nin bu ve Almanya hatıralarıyla ilgili anlattığı benzeri bir kaç olay, benim kulağıma küpe oldu. Geçmişte annemin kışlık hazırlıklarının gönüllü yardımcısı olmamın da verdiği ilhamla, çoğu insanın arayıp da bulamadığı, tamamen doğal olarak yetişen meyvelerimizin ziyan olmaması için kendi adıma elimden geleni yapmaya başladım. Kimini reçel, kimini meyve suyu, kimini sirke yaparak değerlendirmeye çalıştım. Bu şekilde elde ettiğim ürünler kimi bizim sofralarımızda yerini aldı, kimi gelen misafirlerimize güzel bir ikramlık oldu, kimi ziyaretlerimde ev sahibine hediye edilmek üzere elimin altında hazır oldu.

Arka bahçemizde, belki de 50 yıllık bir erik ağacı var. Bize yalnızca cinsi çok güzel olan komposto eriği vermekle kalmıyor, yüksek dallarıyla sıcak yaz günlerinde evimize gölgelik oluyor. Yere yatay uzanan iri dallarından birine kurduğumuz salıncaksa, çocukların olduğu kadar, benim için de eğlence kaynağı. Şimdiki hayalimizse, üzerine küçük bir ağaç ev kondurabilmek. :)

Erik suyu konservesiyle açtığımız mevzuyu, yine onunla kapatalım. Dediğim gibi, aynı yöntemi başka meyvelerle de uygulayabilirsiniz.

Cam kavanoz ve ilk kez kullanacağınız kapakları önceden bir süre kaynatın. Böylece mikroplarını kırın.  Kullanacağınız mevyeveleri ayıklayıp yıkayın. (Ben çekirdeklerini çıkarmıyorum. Pişirmek için de derin bir tencere kullanıyorum.) Tencerenizi yarısına kadar meyveyle doldurun. Ateşin üzerine alarak, meyvelerin üzerini dört parmak geçecek kadar kaynar iyi suyla doldurun. Kaynar su, meyve suyunuzun renginin canlı ve parlak olmasını sağlayacaktır.

Kaynamaya başlayan içeceğinizi yarım saat kadar ocağın üzerinde tutun. Meyveler iyice pişip dağılmaya başlayınca, tencerenizi ocaktan alın. Bir dk kadar bekletin. Bu sırada meyveler dibe çökecektir. Elinizi yakmayacak şekilde, varsa cam ölçü kabı, küçük bir saplı cam sürahi ya da en kötü şartlarda kepçe yardımıyla kavanozlara doldurun. Dipte kalan meyveleri süzün. Eğer soğumuşsa meyve suyunu tekrar bir taşım kaynatın. Aksi halde konserve kapakları tutmaz ve konserveniz vakumlanmaz, bozulur.

Doldurdukça kavanozları sıkıca kapatıp ters çevirin. Soğuyana kadar bu şekilde tutun. Soğuduklarında düz çevirerek kapaklarını kontrol edin. Sıkışmamış olanları iyice sıkın. Konserveleriniz hazırdır.

Gördüğünüz gibi, konservelere şeker koymadım. İkram edeceğim zaman arzuya göre, arzu edilen miktarda ekleyebiliyorum. Kimizi de sade içmeyi tercih ediyor. Ayrıca kimisi bu halde hazırlanmış meyve suyunu yoğun bulup, tiketirken bir miktar daha su ilave edebiliyor. Ben bazen limon suyu da ekliyorum. Bu da farklı lezzette bir içim sağlıyor. Bunların hepsi tamamen size bağlı.

Eh ne diyelim? Kolay gelsin, bereketli olsun.








16 Mayıs 2018 Çarşamba

Kuru El Yufkasından Çıtır Tava Böreği

Kuru El Yufkasından Çıtır Tava Böreği

"Hoş geldin Ramazan-ı Şerif!
Ne mutlu ki, Rab'bim bizi yine sana, seni yine bize ulaştırdı. Şükürler olsun!
Allah'ım bizi bu Ramazan kötülüklerden uzaklaştırsın, iyiliklere daha da yaklaştırsın.
Ruhlarımızı her türlü vesveseden arındırsın.
Kalplerimizde huzur tesis edecek işler yapmayı bize nasip eylesin.
Amin!.."

...diyerek başlamak istedim. Ramazan ayı benim için her zaman özel bir zaman dilimi olmuştur. Bazı özel nedenlerle oruç tutamadığım veya çok sade sofralarda, sessiz sedasız oruç açtığım  ramazanlarda bile, bu hep böyle oldu. Çünkü öyle gördüm. Öyle de kalmasını istiyorum.

Ramazan deyince akla gelen mutfak ürünlerinden biri de, kuru el yufkası. Siz nasıl yapıyorsunuz bilmiyorum, ama ben annemden öğrensiğim gibi tavada yapıyorum. Arasına ister peynirli harç, ister koymalı harç koyun çok güzel oluyor. Bizim daha çok sahur sofrasına yakıştırdığımız böreğin arasına maydanozla karışık hafif eriyen türde köy peyniri koyuyoruz. Malzemesi çok kolay olan, zaman almayan, hafif ve çıtır çıtır oluyor. Biz bayılıyoruz.

Günün bu saatinde bunları anlatırken midem kazındı. Hadi artık tarife geçelim...

Kuru El Yufkasından Çıtır Tava Böreği

Malzemeler:
8-10 kuru el yufkası
Yufkaları ıslatmak için bir kabın içinde soğuk su
Kızartmak için sıvı yağ
Peynirli börek harcı (İçine beyaz peynir ve eriyen bir çeşit peynir ve maydanoz yanında bir çay kaşığı kadar kara biber koyabilirsniz. Karabinber isteğe bağlıdır.)

Yapılışı:
30 cm kadar çaplı yapıştırmayan tavanızı iki yemek kaşığı sıvıyağla yağlayın ve kısık ateşin üzerine alın. Bir yufkayı 5+6 parçaya bölerek, hazırladığınız soğuk suyun içine daldırın. Tamamen ıslanan yufkaların üzerindeki suları silkeyerek, fazla yumuşamasına izin vermeden tavanıza döşeyin. Bir taraf kızarınca, altına geçireceğiniz bir spatula yardımıyla alt üst edin. Tavaya iki yemek kaşığı sıvıyağ ekleyerek tavanın tabanına tamamen yayılmasını sağlayın.

İlk yufkanın ikinci tarafı da kızarırken, harcınızdan az bir miktar alarak tavadaki kızarmış yüzeye yayın. İkinci yufkayı da ilkiyle aynı işlemden geçirerek harcın üzerine dizin. Hafif yağlanmış düz bir tabak yardımıyla alt üst edin. Her aşamada tavayı yağlamayı ve yufkaların arasına harç koymayı unutmayın. Yufkalarınız ve harcınız bittiğinde, böreğiniz son tabanı da kızardığında, böreğiniz hazırdır.

İşte size farklı, bir o kadar da güzel bir börek!

Hepinize hayırlı Ramazan'lar dilerim.

Allah tüm ibadetlerinizi, hayır dualarınızı ve iyi niyetlerinizi kabul etsin.


10 Mayıs 2018 Perşembe

Çilekli Dondurma

Çilekli Dondurma
Malzemeler:
500 gr çilek (ayıklanmış, yıkanmış ve doğranmış)
Bir su bardağı toz şeker
3 yumurta akı
2 su bardağı su

Yapılışı:
Çilekleri iyice ezerek süzgeçten geçirin. Süzgeçte kalan posanın üzerine 2 su bardağı suyu dökerek, posayı tekrar süzün.

Yumurta aklarıyla şekeri iyice ovun. İki karışımı birbirine katarak, şeker eriyinceye kadar karıştırın. Buzluk kaplarına alarak buzluğa koyun. Önce kenarları donmaya başlayacaktır.

Tamamen donmasına izin vermeden, kenarlar karlaştıkça karıştırın. Tamamen karlaşıp, dondurma kıvamına gelince yenmeye hazırdır.

İster külahta, ister dondurma kaselerinde süsleyerek servis yapabilirsiniz.

Afiyet olsun.

Not: Bu tarifi, vişne, kavun, kayısı, şeftali, kiivi, orman meyveleri gibi, ezilmeye müsait diğer bütün meyvelerle yapabilirsiniz.
Diğer yandan mutfak makinası kullanıyorsanız, dondurma aparatıyla çok daha  iyi sonuç alabilirsiniz.

8 Mayıs 2018 Salı

Tavada Kolay Lahmacun (6 kişilik)

Tavada Kolay Lahmacun (6 kişilik)

Amerika'ya ilk gittiğim yıl bildiğim, özlediğim ne kadar Türk yemeği varsa yapıyor, misafirlerime de ikram ediyordum. İlk evimizin çeşit çeşit ağaçlarla çevrili, havuzlu geniş arka bahçesi, kalabalık aile ve arkadaş toplantılarımıza güzel bir ortam sağlıyordu. Böylece vatanımla aramdaki  mekansal olarak ayrılan bağı, yemeklerle ve bundan çok memnun olan Türk arkadaşlarımla tekrar tekrar kurmuş oluyordum. İlk çocuğum, Emine'm henüz doğmamıştı ve ben buna yeterince zaman bulabiliyordum.  Özlemimi gidermek için deli gibi yemek yapıyordum. Yeterince memleket havası sunmuş olacağım ki, yakın arkadaşımız, can dostumuz Nihal, "Ben size geldiğim zaman kendimi Türkiye'de gibi hissediyorum." diyordu. Uzun zamandır Amerika'da yaşayan, özyurduna, ailesine hasret duyan başka birine bunu hissettirmenin verdiği şaşkınlık ve mutluluk o an bende birbirine karışıyordu.

Menüm zengindi. Zeytinyağlı sarmalar, barbunya pilakiler, su börekleri, burmalı börekler, laz börekleri, salataler ve tabii lahmacun! O güzen kadar hiç lahmacun pişirmemiş olan ve nasıl pişireceğini de bilmeyen ben, lahmacunla ilgili aklımda kalan bir cümleyle birlikte bir gün kolları sıvayıp lahmacun yapmaya karar verdim. Yıllar önce ünlü bir lahmacuncuda çalışmaya başlayan komşumuzun oğlu şöyle demişti: "Lahmacunun üzerindeki harcın üçte biri kıyma, üçte biri iç yağı, üçte biri de soğan." Demek ki, ilk püf noktası, lahmacuna lezzet veren şey bu.

Ana malzeme bu olmakla birlikte, ince doğranmış domates, yeşil ve kırmızı biber, sarımsak ve maydanoz da lahmacunu lezzetlendirmek için konulabilecek malzemeler. Ben şahsen biberi varsa kulanıyorum, yoksa da hiç sorun değil. Onun yerine bir miktar biber salçası kullanıyorum.

Bundan sonra artık tarifime geçebilirim.

Malzemeler:
Hamuru İçin:
2 su bardağı ılık su
4,5 su bardağı un
Bir tatlı kaşığı maya
Bir yemek kaşığı sıvıyağ
Tuz
Harcı İçin:
Yarım kg yağlı kıyma
2 orta boy ince doğranmış soğan
Bir ince doğranmış yeşil biber (isteğe bağlı)
Bir ince doğranmış kırmızı biber (isteğe bağlı)
Bir ince doğranmış domates (isteğe bağlı)
Bir ince doğranmış demet maydanoz
2 dik ezilip doğranmış sarımsak
Tuz

Yapılışı:
Hamur için unu havuz gibi açın. Unun üzerine tuzu serpin. Havuzun içine mayayı ve ılı suuyu koyup elinizle karıştırın. Beş dk. kadar bekleyin. Suyun üzerine kabarcıklar çıkmaya başlayınca, sıvıyağı da ekleyip, yavaş yavaş yoğurun. Elde ettiğiniz yumuşak hamuru sıcak ortamda bir saat kadar mayalanmaya bırakın.

Diğer yandan Kıymalı harç için gereken malzemeleri yoğurun. Hamurunuz hazır olduğunda, açtığınızda kullanacağınız tavaya uygun büyüklükte ve ince açabileceğiniz bezeler elde edin. Merdane ile açarken yapışmaması için tezgahınızı ve hamuru unlamayı unutmayın.

Tavanızı düşük ısıda ocağa alın. Hamuru fazla ununda arındırmak için silkeleyin. Tekrar tezgaha alarak, elinize aldığınız bir avuç kadar kıyma harcını, hamurun yüzeyine yayın. İki elinizin ters yüzünü kullanarak, parçalamadan ve harcı dağıtmadan tavaya yerleştirin. Üzerine bir kapak kapatarak pişirin. Lahmacunların altının yanmamasına dikkat edin.

Pişen lahmacunları üst üste, yine kapaklı başka bir kaba alın. Böylece hem sıcak, hem de yumuşak kalmalarını sağlayın. Sumaklı soğan, maydanoz ve eşliğinde servis yapın.

Afiyet bal şeker olsun.



Tandır Pilavı

Tandır Pilavı

Malzemeler:
Yarım su bardağı pilavlık bulgur
Yarım su bardağı pilavlık pirinç
1,5 su bardağu kemik suyu
Bir orta boy kuru soğan (yemeklik, ince doğranmış)
Bir orta boy havuç (soyulmuş, yemeklik, ince doğranmış)
Bir yemek kaşığı tereyağ
bir yemek kaşığı zeytinyağı
Bir çay kaşığı karabiber
Bir çay kaşığı zerdeçal (isteğe bağlı)
Tuz

Yapılışı:
Pirinci yıkayıp süzün ve en az yarım saat önceden tuzlu suyda bekleterek nişastasını salmasını sağlayın. Tekrar süzün ve tel süzgeçteyken bir kez daha yıkayın. Bulguru da sudan geçirip süzün.

Yağları tencereye alıp ocağa koyun. Tereyağ eriyince soğan ve havuçları koyup hafif kavurun. Pirinç, bulgur ve tuzu ekleyerek karışıncaya kadar tahta kaşıkla bir iki döndürün.

Kemik suyu, karabiber ve zerdeçalı ekleyerek tekrar karıştırın. Kapak kapalı olarak çok kısık ateşte pişmeye bırakın. Pilav suyunu çekince ateşten alın ve sofra bezine sararak demlenmeye bırakın.

Et yemeklerinin yanında sunabileceğiniz pilavınız hazırdır.

Afiyet olsun.


7 Mayıs 2018 Pazartesi

Kolay Su Böreği


Kolay Su Böreği

Su böreği yapmak oldukça zahmetli ve zaman alıcı bir iş. Hamuru açmak, haşlamak, sıcak sudan soğuk suya taşımak, döşemek...Hepsi maharet istiyor. Ayrıca ne kadar temiz çalışmak isteseniz de, yerlerinizin bir miktar, ocağınız ve tezgahınızın tamamen batmasını göze almak zorundasınız.

Diğer yandan yapan için zahmetli olduğu kadar, yiyen tarafından bir o kadar sevilen bir börek çeşidi. Siz de "Çok severim ama bu kadar zahmete katlanmak istemiyorum." diyorsanız, size el yufkasıdan yapabileceğiniz, orijinal su böreğine yakın lezzette bir börek tarifi öneriyorum. İster peynirli, ister kıymalı, isterseniz ıspanaklı olarak yapabilirsiniz.

Hepinize çok mutlu, güzel bir hafta dilerim.

Kalın sağlıcakla...

Malzemeler:
5 adet el yufkası
5 yumurta
Bir su bardağı erimiş tereyağ
Bir fincan süt
Bir su bardağı su
İçi için bir kalıp beyaz peynir ve bir demet doğranmış maydanoz yaprağı
Tepsiyi yağlamaya yetecek kadar az miktarda ayrıca tereyağı

Yapılışı:
Beş adet yumurtayı tamamen karışıp koyu krema kıvamına gelinceye kadar iyice çırpın. Erimiş tereyağ, su ve sütü ekleyerek birbirinin içinde tamamen kayboluncaya kadar karıştırın.

Fırınınızı 200°C'ye ayarlayarak ısınmaya bırakın. Kullanacağınız fırın tepsisini tereyağıyla yağlayın. Yufkaların birini tepsiye yayıp kenarlardan sarkıtın. Hazırladığınız sıvı harçtan iki kaşık kadar yufkanın tabanına gezdirin.

İkinci yufkayı  büzüştürerek tamamen tabana yerleştirin. Tekrar sıvı harçtan gezdirin. Aynı zamanda maydanoz ve peynirle hazırladığınız harcın yarısını bunun üzerine yayın. Diğer iki yufkayı aynı şekilde büzerek ve aralarına sıvı karışımdan gezdirerek tepsiye yerleştirin.

Kalan iç harcı bu katta kullanın. Son yufkayı da bunun üzerine büzüştürerek yerleştirdikten sonra, kalan sıvı harçtan üzerine bir miktar gezdirin.

Son olarak tepsinin kenarlarından sarkan yufaları içeriye katlayarak böreğin üzerini kapatın. Kalan sıvının tamamını üzerinde gezdirerek, bıçakla birkaç delik açıp, sıcak fırına sürün.

Altı ve üstü nar gibi kızarıncaya kadar pişirin. Çıkarıp ılımaya bırakın. Ilık olarak servis yapın.

Afiyet bal şeker olsun!


2 Mayıs 2018 Çarşamba

Hafta Sonu Gezimiz ve Yeşil İncir Reçeli


Hafta Sonu Gezimiz ve Yeşil İncir Reçeli

Hafta sonları yapılan kısa şehir dışı turlarını çok severim. Çocuklar küçükken bunu gözüm pek kesmediğinden, bu seneye kadar bunu yapmayı ertelemiştik. Aman onların düzenleri bozulmasın...aman derslerinden, ödevlerinden geri kalmasınlar...derken, bu güne geldik. Benim titizliğim, sürekli görevlerin, yapılması gerekenlerin etrafında kurulan ve isteklerin ertelendiği bir yaşam tarzı artık bana bile sıkıcı olmaya başlayınca, bu kısır döngüden çıkmaya, çocukları da çıkarmaya karar verdim. Kardeşim Mustafa'nın ziyaretimize gelmesi de birlikte gezmek için iyi bir bahane oldu. 23 Nisan tatilinin hafta sonu tatiliyle birleşmesinden de yararlanarak hareket ettik.

Nereye gideceğimizi çok düşünmeye gerek de kalmadı. Bir kaç hafta önce, tanıdıklarımın ve yakınlarımın, hemen hemen aynı tarihlerde Cumalıkızık gezisi resimlerini art arda instagramda paylaştıklarını görünce, ben de en yakın zamanda görmek istemiştim. Hedefimiz bu oldu. Ama ben aynı zamanda İznik'i de merak ediyordum. Böylece İznik de yolumuzun üzerine alarak neredeyse öğlen olmak üzereyken yola koyulduk.

Karamürsel'e kadar sahil şeridini izleyerek devam ettik. Sağımızda Marmara Denizi, körfezden uzaklaştıkça genişleyen o güzelim maviliğini, solumuzda kalan yoğun bitki örtüsüyse, baharla birlikte oluşan taptaze yeşilliğini gözlerimizin önüne seriyordu.

Karamürsel'e gelince içeriye doğru tırmanışa geçtik. Yükseldikçe manzara daha da güzelleşti. Kocaeli sınırları içerisinde kalan, daha önce adlarını sıkça duyduğum Hisareyn ve Kızderbent'i ilk kez gördük. Dağların ardına gizlenmiş birer yarı cennet gibi hala bozulmamış köyleri ve tarım arazilerini görmek hepimizin içini açtı. Yol boyunca etrafta beliren çiçek tarlalarının sunduğu şölen, bizi mest etmeye devam etti.

Hafta Sonu Gezimiz ve Yeşil İncir Reçeli

Yolun çatallaştığı bir iki yerde nereden girmemiz gerektiğinde tereddüt etsek de, nihayet kaybolmadan İznik'e indik. Ama inmeden önce yeni işlenmiş, hala bakım gören tarım arazilerinin içinde kalan yamaçların birinde durup İznik Gölü'nün eşsiz güzelliğini izlemeyi ve birbirimize "Ne kadar güzel! Bayıldım!" demeyi de ihmal etmedik. Bu sözleri, tüm yolculuğumuz boyunca pek çok kez dile getirdik. Su, toprak ve ateş (o gün güneş de çok cömertti) birlikteliklerinden mutlu mesut, bilgeliklerinden dem vuruyorlar, adeta unuttuğumuz güzel duyguları biz fanilere tekrar hatırlatıyorlardı. Toprak ana her zamanki cömetrliğiyle, bu uyumlu beraberliğin meyvesi olan sonsuz bereketini adeta göğsünden dışarı fışkırtıyordu.

Hafta Sonu Gezimiz ve Yeşil İncir Reçeli

Başlangıcı yüzyıllarca öncesine dayanan medeniyetlerin beşiği İznik'i çok sevdik. İlk durağımız olan İznik'e girişte bizi şehrin dört kapısından biri olan İstanbul Kapı karşıladı. Aracımızı şehrin, güzel havadan üç günlük tatilden yararlanmak isteyen yerli turistlerin varlığından dolayı oldukça kalabalık sokaklarından birine parkettik. Kültür Müdürlüğü'nün meydana kurulu bürosundan aldığımız bilgiyle şehri gezmeye başladık. Ayasofya Camii'nden ve şehrin dört kapısından bir diğeri olan Lefke Kapısı'ndan çok etkilendik. Çiniciler Çarşısı'ndan bol bol alışveriş yaptık. Her yeri tarih kokan havayı bol bol içimize çektik.

Hafta Sonu Gezimiz ve Yeşil İncir Reçeli

Zaman ilerleyince, tekrar yola koyulduk.Yol boyu hayranlığımızı dile getiren sözler etmeye devam ederek, adını son zamanlarda çok sık duyduğumuz Cumalıkızık'a geçtik. 700 yıllık mahallenin taş döşeme sokaklarında keyifle gezindik. Avluları genellikle gözleme evine dönüşmüş evlerden birinden içeri girdik. Avluya kurulmuş masalardan birine oturup, mis gibi dağ havasını içimize çektik. Çocuklar oradan oraya koştururken hiç huzursuz olmadık. Çaylarımız eşliğinde yediğimiz gözlemelerden sonra, hafiflemiş olarak oradan ayrıldık.

Çıktığımız yokuşu aşağı inerken, yol boyu sıralanmış tezgahlardan birinde gördüğüm yaban incirleri, hayalimde daha önce hiç yapmadığım, fakat ilk fırsatta denemek istediğim yeşil incir reçeline dönüşünce, bir kilo aldım. Eve gelince de ön hazırlıklarından sonra hemen reçele dönüştürdüm. Eh, asıl amacım sizlere tarif sunmak olduğuna göre, artık reçelin tarifini verebilirim.

Hafta Sonu Gezimiz ve Yeşil İncir Reçeli

Malzemeler:
50-60 tane yeşil yaban inciri (satıcının söylediğine göre "erkek incir" (aşısız incir)
5-6 su bardağı su
3 su bardağı toz şeker
Bir karanfil tohumu (isteğe bağlı)
5-6 damla limon suyu
Bir çay kaşığı tuzsuz tereyağ

Yapılışı:
İncileri yıkayıp, bıçakla soyun. 5-6 su bardağı suyla, incirler yumuşayıncaya kadar kaynatın. Çok yumuşatmamaya özen gösterin.

Haşladığınız incirlerin suyundan bir su bardağı ayırarak, incirleri süzdürün. İncirleri tekrar tencereye alın. İncir suyunu, ve şekeri ekleyerek bir gece bekletin.

Ertesi gün suyunu iyice salan incirlere karanfil tohumunu ve tereyağını da ekleyerek kaynatın. Reçel kıvamına gelmesine yakın limon suyunu ilave edin. 5 dk daha kaynatarak ateşten alın.

Reçeli, sıcak tencerenin içinde daha fazla pişmemesi için hemen cam bir kaba veya kavanozlara alın. Kendi haline soğumaya bırakın.

Afiyet bal şeker olsun.

28 Nisan 2018 Cumartesi

Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları

Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları

Pastacılık, kendi sırlarını ve özel bilgilerini içeren,  başlıbaşına bir meslek. Bazı insanlarda bulunan sanatsal yetenekle de birleşince, müthiş eserler  ortaya çıkıyor. Bunu başarabilen, meslek haline getirebilen insanlara büyük saygı duyuyor, eserleri ve kendileri önünde saygı ve hayranlıkla eğiliyorum.

Ne var ki, bu yıla kadar bu sektörün iyi bir müşterisi olamadım. Bunun yerine, her yıl çocuklarımın doğum günü pastalarını çoğunlukla kendim hazırlamayı tercih ettim. Bundaki en önemli etken, bizde doğum günü hazırlıklarının çocuklarımın da katıldığı büyük bir eğlence haline gelmesi. Her şeyle birlikte profesyonel olmasa da, pasta hazırlamaktan aldığımız büyük keyif.

Diğer yandan nişan hazırlığı gibi mükemmel yapılan doğum günü hazırlıklarını çok resmi, abartılı ve gereksiz buluyorum. Ben ailece hazırlanan, kendi el emeğimizin değdiği, doğal hazırlıklardan yanayım. Bunlar bana daha sıcak ve samimi geliyor.

Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları

Sizler de kendi hazırlıklarınızı bizzat yapmak isterseniz, kendi deneyimlerimi sizinle paylaşmaktan büyük mutluluk duyarım. Siz de okumaya hazırsanız, işinize yaramasını umduğum ipuçlarını şu şekilde sıralayabilirim:
  1. Öncelikle kullanacağınız bütçeyi sınırlayın. Güzel, neşeli, eğlenceli bir partı hazırlamak için öyle çok maliyetli işlere girmenize gerek yok. Basit malzemeler ve biraz el işçiliğiyle ortaya çok güzel şeyler çıkarabilirsiniz.
  2. İkincisi plan yapmak ve malzemelerinizi almak için kendinize yeterince zaman tanıyın. Bu süre en az iki hafta olmalıdır.
  3. Önce yapacağınız pastaya karar verin. Zira konsepte uygun pasta hazırlamaktansa, pastaya uygun konsept hazırlamak daha kolaydır. 
  4. Pasta konusunda karar verirkem önce çocuğunuza danışın. Örneğin, "Nasıl bir doğum günü pastası istersin?" veya "Doğum günü pastan neli (nasıl) olsun?" gibi sorulara alacağınız cevaplar, size iyi bir başlangıç noktası sunabilir. Ayrıca karar verme sürecine onu da dahil etmeniz, onun kendine güvenini artıracaktır. Kendilerine verilen bu çeşit bir fırsat, sorumluluk alabilme, bağımsız karar verebilme ve kendini değerli hissetme gibi konularda çocuğun karakterine olumlu katkılar sağlayacaktır.
  5. Yapacağınız pastaya karar verdiğinizde, bunu nasıl yapacağınız konusunda internetten yardım alabilirsiniz. Ufak bir araştırmada çok geniş seçeneklerle karşılaşacaksınız. Kullanacağınız malzemeyi, el becerinizin sınırlarını ve size gereken zamanı da düşünerek örneklerinizi daraltın. Beğendiğiniz bir kaç örneği bilgisayarınıza veya telefonunuza kaydederek, bir kaç kez daha gözden geçirin. Birine karar vererek harekete geçin. İlk olarak malzemelerinizi temin ederek hazır tutun.
  6. Pasta kekinizi veya pandispanyanızı partinizden üç gün önce hazırlayın. Bir gün dinlendirip, ara kat kremalarını uygulayarak, bir gün de kremalı olarak buzdolabında bekletin. Partinizden bir gün önce de pastanızı süsleyerek, yine buzdolabında hazır tutun. Süslemeyi partiyle aynı güne bırakmayın. Bu şekilde hem pastanın tüm malzemesi birbirini tutacak, hem de tadı oturacaktır. Ayrıca iki ayağınız bir papuca girmeyecektir.
  7. Süslemelerinizi pastanın şekline ve renklerine uygun yapabilirsiniz. Bunun için de çok masraf etmenize gerek yok. Duvarlara asılan akordiyon kağıt süsler, etrafa saçılan, sandalyelere bağlanan balonlar çok güzel görünüyor. Mekanınız darsa, bunları da fazla abartmayın. Ama hazırlayacağınız masanın kenarına veya arkasında kalan duvara güzel bir "iyi ki doğdun" mesajı asmak yerinde olacaktır. Onsuz olmaz. :)
  8. Misafir çocuklar için içinde küçük hediyeler olan, mümkünse adlarına düzenlenmiş paketler hazırlayabilirsiniz. Bunu yapmak istemezseniz, konsepte uygun olarak hazırlayacağınız veya alacağınız pinatanın içini sevecekleri şeylerle doldurarak, onları sevindirebilirsiniz.  Hem bu şekilde onlar için çok eğlenecekleri ayrı bir etkinlik hazırlamış olursunuz. Ufak şekerlemeler, çerez dolu küçük paketler, çikolatalar ve örneğin ayaklarına uygun çoraplar pinatanızın içine koymak için uygun olabilir.
  9. Yiyecek ve içeceklerinizi gönlünüze göre hazırlayın. Bunu yaparken çocuklarla büyüklerin tercihleri arasında bir denge gözetmeyi unutmayın.
  10. Yiyecek ve pasta faslından sonra büyük ve küçüklerin hep birlikte eğlenecekleri oyunlar hazırlayabilirsiniz. Bu oyunlarda kazananlara verilmek üzere hazır tutacağınız küçük hediyeler, oyunların daha istekli oynanmasını ve daha eğlenceli hale gelmesini sağlayacaktır.
  11. Hazırlıklarla da yorulmuş olacağınızdan, size o gün gerek serviste, gerekse fotoğraf çekiminde yardımcı olacak kişiler ayarlamayı unutmayın. Herşeye yetişemezsiniz.
  12. Tüm her şey bittiğinde, misafirlerinizi de uğurladığınızda, koltuğa geçip ayaklarınızı şöyle bir uzatmayı da ihmal etmeyin. Çocuğunuzu mutlu etmiş ve sevdiklerinizle güzle bir gün geçirmiş olmanın doya doya tadına varın. 


Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları

Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçlarıDoğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları

Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları

Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları





Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları

Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları

Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları
Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları

Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları


Doğum Günü Pastaları ve Kutlama Hazırlıkları İçin İpuçları











26 Nisan 2018 Perşembe

Domatesli Tel Şehriye Çorbası

Domatesli Tel Şehriye Çorbası
Malzemeler:
Bir su bardağı tel şehriye
Bir kaşık tereyağı
Bir kaşık zeytinyağı
Bir yemek kaşığı domates salçası
10 su bardağı kaynar su, tavuk veya et suyu
Bir yemek kaşığı kuru nane
Tuz

Yapılışı:
Yağları tencereye koyarak, hafif ateşe alın. Tereyağ eriyince salçayı eklenyin. Salça kokusu çınana kadar karıştırarak, yağı ve salçayı yakmadan biraz kavrun.

Kaynar su, tavuk veya et suyunu ekleyin. Kaynamakta olan çorba suyuna şehriye ve tuzu eklenerek, kısık ateşte kendi halinde kaynamaya bırakın. Ara sıra karıştırarak, şehriyelerin dibine tutmasını önleyin. Pişmeye yakın nane ekleyin. Beş dakika da bu şekilde kaynatıp çorbayı ateşten alın. Limon suyuyla servis edin.

Afiyet olsun. :)

Kıymalı Fırın Böreği (Çok Kolay, Hızlı, Kıyır Kıyır)

Kıymalı Fırın Böreği (Çok Kolay, Hızlı, Kıyır Kıyır)

Zamanınız kısıtlı mı? Öyle süslemeyle, döşemeyle, şekil vermeyle uğraşmak istemiyor musunuz? 
İşte size çok kolay hazırlayabileceğiniz ve bir o kadar da severek yiyebileceğiniz börek tarifi!

Malzemeler:
Üç adet el yufkası
1,5 çay bardağı sıvı yağ
İçi için kıymalı harç
Üzeri için susam, çörek otu (isteğe bağlı)

Yapılışı:
Fırınınızı 200°C'de ısınmaya bırakın.

İki yufkanın arasına yarım çay bardağı sıvıyağ gezdirerek üst üste dizin. İkinci yufkanın üzerine, kıymalı harcı yayın. Üçüncü yufkayı da bunun üzerine serin. Yarım çay bardağı sıvı yağ gezdirin. 

Daire şeklindeki yufkaları bu halde dört kenarından bir miktar içe katlayarak bir kare elde edin. Bu karelerin karşılıklı iki kenarını, içindeki harcı dağıtmadan ve şekli bozmadan bir çabuk içe doğru katlayın. Sonra birer kez daha katlayarak, tam sınır olacak şekilde ortada buluşturun.

Çiğ haldeki böreği, ortada oluşan sınır çizgisi boyunca  kesin. Elde ettiğiniz iki parça böreğin her birini tekrar ikiye bölün. Böylece dört büyük parça elde etmiş olacaksınız. Bunları dağıtmadan yağlı pişirme kağıdına yerleştirin. Kalan yağı üzerlerine sürün ve isterseniz susam ve çörekotu serpiştirin. Sıcak fırında 15-20 dk kadar pişirin. Fazla soğutmadan doğrayarak servis yapın.

Not: Kıymalı harç miktarı size bağlı. Çok içli sevenler fazla, az içli sevenler az miktarda kullanabilir. Ayrıca kıymalı harç yerine arzu ettiğiniz ya da elinizin altında bulunan başka çeşit börek harcı da kullanabilirsiniz.

Afiyet, bal, şeker olsun! 

Kıymalı Fırın Böreği (Çok Kolay, Hızlı, Kıyır Kıyır)


25 Nisan 2018 Çarşamba

Damalı Kek


Damalı Kek

Ne çeşit olursa olsun, kek pişirmeyi çok seviyorum. Yemeyi de. Bununla birlikte, hazırlarken en fazla eğlendiğim kek, damalı kek diyebilirim. Bir çeşit bulmaca gibi hazırlanan bu keki, çocuklarımın doğum günlerinde de bir kaç kez kullandım. Dışından anlaşılmayan ve kek kesildiğinde, kutunun içinden bilinmeyen güzel bir sürpriz gibi ortaya çıkan damalı kek dilimlerini görmek bana çok keyif veriyor. 

Damalı Kek

Damalı KekBu keki hazırlamak için önce elinizde kakaolu ve sade olmak üzere, aynı ölçülerde hazırlanmiş iki pasta keki veya pandispanya olması gerekli. Ayrıca keklerden iç içe halkalar el de etmek üzere düzgün şekilde kesebilmek için birbirini takip eden ölçülerde yuvarlak kalıplara ihtiyacınız olacak. Ben bunun için resimde gözüken tabakları kullandım.

Damalı KekÖncelikle her bir keki düzgün bir şekilde enine ikiye bölün. Elde ettiğiniz dört kek parçasının her birini dıştan içe doğru başlamak üzere tabaklar yardımıyla keserek halkalar elde edin. Elde ettiğiniz halkaları bir kakaolu bir sade olarak tekrar iç içe dizin. İlk kek katmanınız kakaolu halka ile başlamışsa, ikincisi sade kek halkası ile başlamalı. Böylece kakaolu kek halkasıyla  başlayan iki, sade kek halkasıyla başlayan iki adet olmak üzere dört kek katmanı elde etmiş oluyorsunuz.

Damalı Kek
Bunları hazırladıktan sonra sıra kek katmanlarını birleştirmeye geliyor. Burada dikkat edilmesi gereken, dört katmanı üst üste koyarken, en alta koyduğunuz kek tabanı sade kek halkasıyla başlamışsa, üzerindeki halkanın kakaolu halka ile başlaması. Böylece her bir kakaolu kek halkasının üzerine sade, sade kek halkasının üzerine de kakaolu halka gelmiş olmalı.

Aynı mantık, gerideki iki katmanı bunların üzerine yerleştirirken de geçerli. Ancak kek katmanlarını üzt üste dizmeye geçmeden önce, bunları birbirine yapıştırmak ve son kertede kekin üzerini kaplamak üzere yeterli miktarda pastacı kreması veya puding hazırlamanız gerekli. Bu ölçüdeki bir pasta için en az bir lt sütten hazırlanmış mikarda puding ya da krema hazırlamanızı öneririm.

Pudingi vanilyalı veya çikolatalı olarak hazırlayabilirsiniz. Fakat vanilyalı puding tüm katmanları daha belirgin gösteriyor. Bunu yukarıdaki iki damalı keki karşılaştırarak da anlayabilirsiniz. İlk resimde çikolatalı, ikinci resimde vanilyalı puding kullandım.

Ayrıca pandispanya değil, pasta keki kullanacaksanız, keki yumuşacık yapmak için her katmanı bir kepçe kadar sütle ıslatmanız gerektiğini de hatırlamak isterim.

Kek katmanlarını birleştirdikten sonra, sıra pastayı süslemeye geliyor. Ben kalan pudingi kekin üzerine döküp onu süslemeyi tercih ediyorum. Ama yaratıcılığın ve zevkin sınırı yok. Siz istediğiniz şekilde hazırlayabilirsiniz.

Hepinize mutlu sağlıklı günler dilerim.

Var'olun!










20 Nisan 2018 Cuma

Tam Ölçülü Yumuşacık Pandispanya (Sponge Cake)


Bu günkü tarifim oldukça kolay.

Malzemeler:
6 yumurta
180 gr elenmiş un
180 gr şeker
Bir paket vanilya
Bir fiske tuz

Yapılışı:
Kalıbınızı yağlayın ve unlayın. dilerseniz kelepçeli kalıp içine fırın kağıdı yerleştirin. Fırınınızı 180°C'ye ayarlayarak ısınmaya bırakın.

Yumurtaların aklarını ve sarılarını, sarılar yumurta aklarına bulaşmayacak şekilde ayırın. Bu kez usulü biraz değiştiriyoruz. Her zaman yumurta aklarıyla çırptığımız şekeri, bu kez yumurta sarıları ve vanilyayla, koyu krema kıvamını alıncaya kadar çırpın.

Diğer yanda yumurta aklarıyla bir fiske tuzu traş köpüğü kıvamına gelinceye kadar çırpın. Krema kıvamına gelen yumurta sarılarını ve elenmiş unu, traş köpüğü kıvamındaki yumurta aklarına ekleyerek, spatula ve tahta kaşıkla, karışımı söndürmeden, fakat yeterince karışacak şekilde alt üst edin.

Karışım homojen bir hal alınca, hazırladığınız kek kalıbına aktarın. Hamuru spatula ile ortadan kenarlara doğru çekere biraz yayın. Tepsiyi tezgaha bir kaç kez yumuşak hareketlerle vurarak, kabarcıkları çıkarın. Sıcak fırına sürün ve 30 dk kadar alt üst kızarıncaya kadar fırının kapağını açmadan pişirin.

İçi de tamamen pişen pandispanyayı fırından alın. Soğuyunca kalıptan çıkarın ve istediğiniz şekilde süsleyerek pastanızı hazırlayın.

Afiyet olsun.

19 Nisan 2018 Perşembe

Türk Kahvesi Yapmanın Püf Noktaları

Türk Kahvesi Yapmanın Püf Noktaları

14-15 yaşlarındayım. O güne kadar hiç kahve pişirmemiş, hatta merak dahi etmemiştim.  "Hadi!" dedi Arkın Abi'm. "Bana bir fincan kahve yap." Herşeyi çok bilen ben, "Kahve yapmayı bilmiyorum. Hiç yapmadım." demeyi kendime yakıştıraramadım.Mutfağa geçip "Nasılsa yaparım." deyip kolları sıvadım. Su ve kahveyi karıştırıp, bir güzel kaynattım. Köpük möpük yok tabii. "Arkın Abi, köpüksüz oldu." deyip önüne koydum. "Bilmemek ayıp değil Sema, öğrenmemek ayıp." dedi gülerek. Allah'tan şekersiz içiyordu da, en azından o sorun olmadı. Çünkü şekerli içseydi, büyük ihtimalle onu da doğru ölçemeyecektim.

Bu olay bile beni kahveye yakınlaştırmaya yetmedi. Oysa ki, misafir odamızdaki büyük vitrin, değişik ebatlarda, özel kahve fincanlarıyla süslüydü. Ben en çok annemin halasının hediyesi olduğunu hep aynı sevinçle anlattığı, şimdi kullandığımız kahve fincanlarından daha küçük, dışı koyu kahverengi, içi beyaz olan, altında "China" yazılı incecik porselen fincanları severdim. İkinci sırada uzun zaman yalnızca bizim evde olduğunu zannettiğim, daha sonra başka evlerde de görünce, sanki kendi fincanlarımızı görmüş gibi mutlu olup ev sahibiyle bu yüzden sıcak bir bağ kurduğum, çok daha büyükçe, sarı-pembe arası parlak bir renge sahip "sütlü kahve fincanları" gelirdi. :))

Annem arkadaşlarıyla kahve içmeye bayılırdı. Şen şakrak kahkahalar arasında yapılan sohbetlerde Ayşe Hanım fal da bakardı. Bize hiç bakmadı. "Fal diye bir şey yoktur kızım." derdi. Ama yine de "Ayşe Hanım, senin fal çıktı." deyip, ikinci bir fal baktırmaya gelen komşularının isteklerini kırmazdı. 

Benim kahve yapmayı öğrenmem de, pek çok şeyde olduğu gibi yine annem sayesinde oldu. Nasıl mı? Vallahi direk sordum. "Anne, kahveyi nasıl yapıyorsun?" :)) O da anlattı. Hepsi bu. Ama öyle hemen olmadı. İyi kahve yapmam yıllarımı aldı. Tam öğrenmişken, kahve makinaları çıktı. Hahhahh! Ama yok. Onunla bile iyi kahve yapmak o kadar kolay değil. Bunu, makinada hazırladığımız halde işyerinde hepimizin elinden değişik çıkan kahvelerden ve bunlar üzerine dönen sohbetlerimizden biliyorum. "Çok iyi kahve yaptığımı" da bu sırada öğrendim. Çünkü söylediler. "Yav ben de aynı şekilde yaptım. Neden seninki gibi olmadı?" sorusuna verdiğim cevabı toparlayarak, iyi Türk kahvesi yapmanın inceliklerini şöyle sıralayabilirim:


1) Kahveyi çekirdekten taze olarak çektirin ve azar azar alın. Fazla miktarda aldığınız kahvenin tüketemediğiniz kısmı, kapak açılıp kapandıkça ve zaman geçtikçe bayatlayacaktır.

2) Hazır paketlenmiş kahve almak zorunda kalıyorsanız, paketin üzerindeki üretim tarihinin yakın, son kullanma tarihininse uzak bir tarih olmasına dikkat edin.

3) Kahve yaparken kullanacağınız suyun içme suyu olmasına özen gösterin. Çünkü klorlu veya aşırı kireçli musluk suları, kahvenizin tadını mutlaka bozar.

4) Soğuk su kullanın. Suyunuz ne kadar soğuksa, kahveniz o kadar köpüklü olur. Her bir fincan için bir  fincan su kullanın. Ancak fincanı ağzına kadar suyla doldurmayın.

5) Şeker miktarını şu ölçüyü kullanabilirsiniz: Az şekerli her bir fincan kahve için yarım küp şeker, şekerli kahve için bir tam küp şeker, çok şekerli içinse iki küp şeker kullanabilirsiniz. Şekesiz kahveye haliyle şeker konmayacaktır. 

6) Kahveyi kuru bir tatlı kaşığıyla cezveye koyun. Her bir fincan kahve için bir kahve kaşığı dolusu çekilmiş kahve kullanabilirsiniz. 

7) Kullanacağınız ölçüde şekeri ve soğuk suyu ilave ederek, ocağa koymadan önce iyice karıştırın. Şeker tamamen erisin ve kahve suyla iyice karışsın.

8) Cezveyi kısık ateşe alın. Kahve yapmak da, içmek de aceleye gelmez. Sabırlı olun. Ateş ne kadar kısık olursa, kahveniz o kadar güzel olur. Bu nedenle közle karışık külde yapılan kahvenin tadı başkadır.

9) Kahve iyice köpürüp kaynamaya yaklaştığında, cezveyi ateşten indirip, üzerindeki köpüğü kaşıkla fincanlara dağıtın. Cezveyi tekrar ateşe koyun. Kahve kaynayıp kabarırken ateşten alıp, fincanlara dağıtın. Kahveyi fincanın kenarından dökmeye özen gösterin. Böylece köpüklerinin sönmesini önlemiş olursunuz.

10) Bu şekilde hazırladığınız kahveleri su ve lokum eşliğinde sunabilirsiniz. 

İyi kahveleriniz olsun.




17 Nisan 2018 Salı

Kahveli Muhallebi (6 kişilik)

Malzemeler:
6 kedi dili (savoyer) bisküvi
1 lt süt
2,5 fincan şeker
2,5 fincan un
50 gr tereyağ
Bir kahve kaşığı instant kahve
Bir su bardağı soğuk su
Bir su bardağı kıyılmış fındık içi

Yapılışı:
Tereyağını kısık ateşte eritin. Unu ekleyip, sürekli karıştırarak hafif pembe kavurun. Sütü soğuk olarak yavaşça eklerken, bir yandan da çırpma teliyle hızlıca karıştırmayı sürdürün. Pişme süresi boyunca muhallebiyi sürekli karıştırın. Bu şekilde tencerenin dibine tutmasına engel olun.

Muhallebi göz göz olmaya başlayınca şekeri ekleyin. Tencereyi 30 sn kadar ocakta tutun. Bu sırada karıştırmayı bırakmayın. Süre sonunda tencereyi ateşten alın. Soğumaya bırakın. Soğuyan muhallebiyi mikserle 5 dk kadar çırpıp sakızlaştırın.

Muhallebiyi sunacağınız bardakların 1/3'ünü muhallebiyle doldurun. Kahveyi bir su bardağı soğuk suda eritin. Kedi dili bisküvileri 3'er parçaya bölün. Kahveli suda ıslatarak, bekletmeden dağıttığınız muhallebilerin üzerine yerleştirin. Kalan muhallebiyi bisküvileri üzerine dökün.

Kullandığınız bardakların üzerinde fındık koyacak kadar mesafe kalmsına dikkat edin. En az bir saat buzdolabında soğutun. Fındıkları süslemeyi sonraya bırakın. Sunacağınız zaman muhallebilerin üzerini kıyılmış fındıkla süsleyin.

Afiyet olsun.

Not: Bu tarif 18/04/2018 tarihinde Nefis Yemek Tarifleri Sitesi'nde yayınlanmıştır.

13 Nisan 2018 Cuma

Havuçlu Kek

Havuçlu Kek

Malzemeler:
4 orta boy yumurta (oda sıcaklığında)
1 su bardağı şeker
2 orta boy havuç renedesi
1/2 su bardağı kuru üzüm (yıkanmış, kurutulmuş)
1 su bardağı
1 fincan hindistan cevizi rendesi (isteğe bağlı)
1 fincan sıvı yağ
1 fincan yoğurt
250 gr un
1 paket vanilya
1 tatlı kaşığı tarçın
Yarım çay kaşığı krem tartar veya karbonat
Bir fıske tuz
Bir limon kabuğu rendesi

Yapılışı:
Unu vanilya, krem tartar (veya karbonat) ve tarçınla birlikte iki kez eleyin. Kek kalıbınızı yağlayıp unlayın. Fırınınızı 180°C'de ısınmaya bırakın.

Yumurta aklarını bir fiske tuzla, köpük gibi oluncaya kadar çırpın. Ayrı bir çırpma kabında yumurta sarılarını şekerle birlikte koyu krema kıvamında oluncaya kadar çırpın. İki yumurtayı birleştirin. Yağ ve yoğurdu ekleyerek,  yumurta aklarını söndürmeden, spatula ile katlayarak alt üst edin.

Elediğiniz unla kuru üzüm, havuç rendesi, limon kabuğu rendesi ve hindistan cevizi rendesiyle harmanlayın. Kuur malzemeleri yaş malzemelere ekleyin ve katlayarak alt üst etmeye devam edin.

Tüm malzeme eşit dağıldığında ve tamamen karıştığında, kek hamurunu parça parça alarak kek kalıbına yerleştirin. Kalıbın tabanını hafifçe tezgaha vurarak büyük hava kabarcıklarını çıkarın. Sıcak fırında 35-40 dk kadar pişirin. Fırından çıkarıp soğuttuğunuz keki ister bu şekilde sade, ister çikolata sosuyla süsleyerek servis edin.

Afiyet olsun.

12 Nisan 2018 Perşembe

Chicken Fajitas


      Chicken Fajita'yla, Sevinç Abla'nın zaman zaman hazırladığı, taco, salsa sauce, avocado sauce, chips gibi kendine has yan ürünlerle sunduğu, eşimin "Sevinç, bu akşam Meksikalı mıyız?" diye sorarak, keyifle teyit aldığı Meksika Yemekleri Sofrası'nda tanıştım. Severek yediğimiz halde, düne kadar hiç yapmamıştım. Türk usulü tavuk soteden biraz uzaklaşıp, farklı bir şeyler denemek isteyince, bu güzel yemeğin orjinal tarifini aradım. Önüme çıkan pek çok seçenekten ilkini aldım ve biraz değiştirerek uyguladım. Ortaya marul salatası ve lavaş ekmeği ile sunduğum çok güzel bir akşam yemeği çıktı. Yararlandığım tarifin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz. 

Kolay gelsin, bereketli olsun.

Malzemeler:
1 kg tavuk göğsü (jülyen doğranmış)
2 kuru soğan (jülyen doğranmış)
2 yeşil biber
2 kırmızı tatlı biber
2 yemek kaşığı ayçiçek yağı
2 yemek kaşığı zeytinyağı
Bir tatlı kaşığı kimyon
Bir tatlı kaşığı köri
Bir tatlı kaşığı pul biber (isteğe bağlı)
Bir tatlı kaşığı tatlı kırmızı toz biber
Bir tatlı kaşığı kekik
1/2 tatlı kaşığı kişniş
2-3 diş rendelenmiş sarımsak
Yarım limon suyu
Tuz


Yapılışı:
Tarifinde, tavukların soğan, biberler ve ayçiçek yağı dışındaki tüm mazlzemelerle marine edilip en az bir saat buzdolabında bekletilmesi gerektiği söylense de, yeterli zaman olmayışından bu aşamayı geçmek zorunda kaldım. Yine de sonuç çok iyi oldu.

Önce sebzeleri vok tavada ayçiçek yağıyla birlikte 5 dk kadar döndürün. Sote olan sebzeleri çok öldürmeden bir kaba alın.

Aynı tavaya bu kez zeytinyağını ve tavukları alın. Diğer tüm malzemeleri de ekleyerek, tavuklar suyunu salıp çekinceye kadar, arada bir kaşıkla karıştırarak pişirin. Tavuklar suyunu çekince 5 dk daha sote edin. Ara sıra karıştırın.

Tavukların üzerine sote edilmiş sebzeleri dökerek bir kez daha karıştırın ve yemeği ocaktan alın. İster sade, ister pilavla, isterseniz dürüm yaparak afiyetle yiyin.

















10 Nisan 2018 Salı

Meyveli Kek

Benim gibi meyveli kek sevenlere, kendi bilgi ve tecrübemle geliştirdiğim nefis, yumuşacık bir meyveli kek tarifi öneriyorum. Meyveleri kuru veya yaş olarak kullanabilirsiniz. Veya benim gibi ikisini karıştırabilirsiniz.  Burada da tercih sizin zevkinize ve elinizin altındaki malzemeye bağlı. Ancak yaş meyvenin ölçüsünde dikkatli olmanız gerekiyor. Zira meyveler, kekinizin biraz daha nemli olmasına neden olur. Çamur gibi bir kek elde etmek istiyorsanız, yaş meyve miktarını abartmayın. 

Benim elimin altında kuru kayısı, kuru üzüm ve çilek vardı. O nedenle bu üçünü kullandım. Portakalım olsaydı, portakal kabuklarını da kullanmak isterdim. Onun yerine, keklerimde vazgeçmediğim limon kabuğu rendesini, bolca ve biraz da irice kullandım. Ortaya harika bir kek çıktı. Eşimden ve erkek kardeşimden de tam puan alınca, bu gün hemen paylaşmak istedim. Umarım siz de beğenirsiniz.

Burada verdiğim ölçüler ve hazırlama yöntemini, sade, fındıklı, kakaolu veya iki renkli kekler için de uygulayabilirsiniz. Bu durumda meyveleri malzeme listenizden çıkarmanız ve gerekirse yapacağınız keke uygun malzemeleri eklemeniz gerekiyor. Örneğin kakaolu yapacaksanız, iki kaşık dolusu kakao eklemelisiniz.



Malzemeler:
4 orta büyüklükte yumurta (oda sıcaklığında)
Bir su bardağı kristal toz şeker
150 gr eritilmiş tereyağı
Bir çay bardağı yoğurt
Bir çay bardağı yıkanıp doğranmış kuru kayısı
Bir çay barğağı yıkanıp kurulanmış kuru üzüm
Bir su bardağı doğranmış çilek
Bir limon kabuğu rendesi
Bir pakt vanilya
Bir çay kaşığı kabartma tozu veya yarım çay kaşığı krem tartar
Bir fıske tuz

Yapılışı:

Kek kalıbını tereyağla yağlayın. İki kaşık toz şekeri kalıba koyun ve kalıbı elinizde cevirerek şekerin kalıbın yüzeyine, özellikle taban kısmını kapatacak şekilde yayılmasını ve yapışmasını sağlayın. Bir kaşık kadar unu da aynı işlemle kek kalıbına uygulayın. böylece kek kalıbı, yağlanmış, şekerlenmiş ve unlanmış olacak.

Yumurtaların aklarıyla sarılarını ayırın. Yumurta aklarıyla şekeri, traş köpüğü oluncaya kadar birlikte çırpın. Ayrı bir çırpma kabında bu kez yumurta sarılarını bir fıske tuzla birlikte krema kıvamı alıncaya kadar çırpın.

Meyvelerinizi bir kabın içinde bir miktar unla birlikte unlayın. Unun meyvelerinizin etrafına iyice sarılmasına dikkat edin. Bu işlem sırasında artan unu kek hamuruna koymayın.

Fırınınızı 180°C'ye ayarlayarak ısıtmaya başlayın. Unu, vanilya ve kabartma tozuyla birlikte iki kez eleyin. Tüm malzemeyi, çırptığınız yumurta beyazıyla birlikte, spatula yardımıyla, zarf gibi katlayarak alt üst ederek karıştırın. Bunu yaparken tüm malzemenin homojen bir biçimde dağılmasına ve fakat yumurta aklarının sönmemesine özen gösterin.

Hazırladığınız karışımdan yine spatulayla parça parça alarak kek kalıbına aktarın. Kalıbı bir kaç kez tezgaha vurarak hem hamurun içindeki kabarcıkların sönmesine, hem de kek yüzeyinin düzgün bir hal almasına yardımcı olun.

Keki fırına sürerek, 45 dk kadar pişirin. Süre sonunda bir kürdanı keke batırıp çıkarmak yoluyla kekin pişip pişmediğini kontrol edin. Kürdan temiz çıkıyorsa, keki fırından çıkarıp soğumaya bırakın. Kirli çıkıyorsa, ısıyı 150°C'ye düşürerek, keki 10 dk daha fırında tutun.

Soğuyan keki, kalıbı ters çevirip tezgağa bir iki vurmak suretiyle kalıptan çıkarın. Kek fanusuna alarak servis yapın.

Afiyet olsun.




6 Nisan 2018 Cuma

Sema Usulü Kolay Pileli Baklava

Sema Usulü Kolay Pileli Baklava

Ceviz, tereyağı, yufka ve şerbetin muhteşem uyumu! Çok sık yemesem de, şerbetli tatlıları severim. Hele şurubu sütle hazırlanmışsa, başka bir lezzet bırakıyor insanın damağında.

Dedim ya, bazen yemek yapmaz, şiir yazarsınız. Bu tatlı da öyle oldu. Hem de bir çabuk. Plansız. Kendiliğinden. Börek mi, tatlı mı yapsam karar veremediğim hazır bir paket baklava yufkasından. Vallahi bazen açmaya değmiyor inanın. Yalnız marka seçimini iyi yapmalısınız. Çünkü bazıları nişastanın yoğunluğundan kağıt gibi kurumuş olmamasına dikkat edin. Zira kuru baklava hamuruna şekil vermek çok zor. Haa..kendiniz açmak isterseniz ne ala! Onun tarifi de burada. :))

İyi bir şey ortaya çıkarmak istiyorsanız, malzemeden kaçınmayın. Ceviziniz kırılmamış, bol ve o yılın ürünü olsun. Aksi halde ağızda acı bir tat bırakıyor. Tereyağının iyisini kullanın. Ağır olmasın. Şerbetin sütlü veya sade olması tercihini size bırakıyorum ve tarifi yazmaya geçiyorum.

Malzemeler:
Baklava için
Bir paket hazır baklava yufkası
2 su bardağı dövülmüş ceviz
200 gr tereyağı

Şerbeti İçin:
3 su bardağı şeker

3 su bardağı su
Yarım limon suyu

Yapılışı:
Şerbet için önce şeker ve suyu 15 dk kadar kaynatın. Yarım limon suyunu ekleyerek ateşten alın. Soğumaya bırakın.

Yufkalardan ikişerli gruplar alarak tezgaha yayın. İki kaşık erimiş tereyağı ve bir avuç ceviz gezdirin. Yufkayı bir kenardan katlaya katlaya pile yapın. Şekli bozmadan, yağladığınız fırın kabına yerleştirin.

Tüm yufkaları bu şekilde hazırlayıp yerleştirdikten sonra, kalan tereyağını üzerine gezdirin. Yalnızca bir kenarından yaklaşık dört parmak genişliğinde keserek bölün. Önceden ısıttığınız 180°C fırına sürüp, üzeri nar gibi kızarıncaya kadar pişirin. Fırından çıkarıp 5 dk kadar dinlendirin. Soğuk şerbeti üzerine gezdirerek dökün. Tamamen soğuduğunda sunuma hazırdır.

Artsın eksilmesin,
Taşsın dökülmesin.

Afiyet olsun.

Not: Bu tarif 18/04/2018 tarihinde Nefis Yemek Tarifleri Sitesi'nde yayınlanmıştır.

Sema Usulü Kolay Pileli Baklava

Çilek Kaplı "Tres Leches" (Üç Süt) Tatlısı

Yemek yapmak, tatlı veya tuzlu herhangi bir yiyecek hazırlamak da, bazen şiir yazmak gibi. Tüm algılarınız açık, duyularınız harekete hazır, beyninizden gelecek küçücük bir "başla!" komutunu bekler ve elinizi harekete geçirdiğinizde, gerisi gelir. O an tarife ihtiyaç duymazsınız. Sadece bildiklerinizi sevdiğiniz şekilde uygularsınız ve bir şey ortaya çıkar. Bu şekilde ortaya çıkan bir şey genellikle çok güzeldir. Hatta şaşırtıcı, hayran bıraktırıcı bile olabilir. Tıpkı benim, bu yazımın başlığına konu olan tatlı gibi. 

(Yaptıklarımı beğenmem, beğenildiğini söylemem beni kendini beğenmiş yapmaz değil mi? :))

Geçen yıl sonu Sevinç Abla ve Şaban Abi'min uzun Türkiye tatilinin bitmesine yakın, gelenek gibi benimsediğimiz üzere, tüm ailemizin ve artık ailemizin birer parçası gibi olan bir kaç yakınımızın katıldığı yemekli bir davet hazırladım. Sevinç Abla'mın da yardımı eşliğinde tüm gün yiyecekleri hazırladım. Epeyce kalabalık ve çok ca eğlenceli geçen gecede, dört çeşit olarak hazırladığım tatlılarla finali yaptık. Herşeyin çok beğenildiğini duymak, koltuklarımı kabarttı elbette. Ama ben mutfağa bir kaç kez gidip dönene kadar pileli baklavamın neredeyse ve tres lechesin tamamen bittiğini görmek,  bende belli etmemeye calıştığım bir miktar şaşkınlıkla karışık büyük bir mutluluk yarattı. 

(İşte ben öyleyim, yaptığım şeylerin sevilerek yenmesinden, hatta silinip süpürülmesinden çok memnun kalanlardanım.:)) Ruhum böyle!)
Çilek Kaplı "Tres Leches" (Üç Süt) Tatlısı

Tres Leches'in kekini, daha önce tarifini verdiğim "Osman Meyveli Trileçe" tarifindeki gibi yaptım. Sütlü sosunu ise, "triliçe" tarifinde verdiğim şekilde uyguladım. Çilek sosunu, sonbaharda buzluğa attığım, Pamukova Çilekli Köyü'nden Çağlayan Abi'min gtirdiği, tamamen organik yetişmiş, mis kokulu, harika lezzetli (öyle ki, Sevinç Abla hayatı boyunca öyle lezzetli çilek yememiş) çileklerden hazırladım. Süt, krema, kek ve çilek sosu bir araya gelince, ortaya gerçekten şiir gibi bir tatlı çıktı. 

Canım arkadaşım Nurten diyesi, "çok uzun gitmiim." :)) Önce kısaca tres lechesi anlatayım:))

Tres leches kekini belirttiğim şekilde pişirin. Sütlü, kremalı triliçe sosunu hazırlayın. Keki ters çevirip kürdanla üzerine delikler açın. Sosu üzerine gezdirerek dökün. Kekin üzerini beyaz krem şanti ile kaplayın. Buz dolabında bir-iki saat soğutun. En üste nişasta, şeker ve çilek püresiyle hazırlayıp soğuttuğunuz çilek sosunu dökün. Daha pratik bir yol denemek isterseniz, hazır çilek sosu da kullanabilirsiniz. Yüzeyini süzelttiğiiz tatlıyı servis edeceğiniz büyüklükte parçalara dilimleyin. İsterseniz yarım çilek parçalarıyla süsleyin ve tekrar buzdolabında tutun. Oldukça hafif ve iştah açıcı olan tatlınızı soğuk olarak servis yapın.

Afiyet olsun.